ana sayfa / Son Dakika / SAYIŞTAY RAPORLARI NE ANLATIYOR?

SAYIŞTAY RAPORLARI NE ANLATIYOR?

OBJEKTİF

MERT ÖKTEM

Yaklaşan yerel seçimler öncesinde adayların kim olacağı, ekonomik kriz etkisinin seçim sonuçlarına nasıl yansıyacağı merak edilirken sonuçlara etki edecek (normal toplumlarda) yeni bir gelişme daha yaşandı.

Bir zamanlar; “Sayıştay raporları Meclis’e gelirse duman oluruz.” veciz ifadesi ile belleklere kazınan kurumun, yani Sayıştay’ın raporları bir anda medya gündemine düşmese de (çünkü artık bunları haber yapacak bir medya yok) meraklı kişilerin gündemine düştü. Sosyal medyada paylaşıldı.

Uzun zamandır by pass edilen Sayıştay’ın bir anda belediyelerde ve kamudaki savurganlık, yolsuzluk ve kanun kural tanımazlıkları kamuoyunun dikkatine sunması herkeste merak uyandırdı.

Herkeste dediysek, buradaki herkesten kasıt, bu konulardaki duyarlılığı henüz ölmemiş üç- beş, bilemedin üç yüz-beş yüz kişi…

Bu raporların seçimler arefesinde piyasaya düşmesinin anlamı tam olarak anlaşılamamışken, yapılan yorumlar genellikle; başkanın izni ve bilgisi dahilinde krize dikkat çekerek bundan sonra harcamalara dikkat edin, çünkü kriz var uyarısı olarak yorumlandığı gibi, Avrasyacılar olarak adlandırılan bir grup tarafından piyasaya sürüldüğü de söylentiler arasında.

Bu noktada işi kamuoyunu denetlemek ve çeki düzen verilmesini sağlamak olan bir kurumun neden yıllardır işini doğru düzgün bir şekilde yapamadığı, by pass edildiği neden iş göremez hale getirildiği merak edilen konular arasında değil…

BELEDİYELER BORÇ BATAĞINDA

Raporlardan çıkan ana tema şu: Belediyeler borç batağına saplanmış ve dönemez halde, kriz bile bile ve bağırarak gelmiş, usulsüzlük, kuralsızlık ve kanun tanımazlık kural haline gelmiş aldıran yok.

Devletin milletin kurumları partizanlığın kalesi ve yönetimdekilerin birer aile şirketine dönüşmüş, işler güçler oluşturulan network içerisinde yapılıyor, dışarıdan bir temas ya da iş yapmak neredeyse imkânsız hale getirilmiş, bütün bunların toplamından da yeni bir toplum yapısı ortaya çıkmış.

RAPORLARDAN KÜÇÜK BİR KESİT

Raporlar gün be gün meraklıları tarafından okunup büyük bir hayret ve şaşkınlıkla sosyal medyada paylaşılmaya devam ediyor.

Ankara Büyükşehir Belediyesi gibi daha pahalıya alınan 3,3 milyarlık bir işi daha düşük göstermek için KDV’yi iptal eden de var, metresi 1 TL olan hortumu 78 TL’ye 47 TL olan bir kettleı 500 TL’ye alan da var.

Sınavsız sorgusuz sualsiz akrabaları işe almayanı zaten dövüyorlar.

Bazıları da Tayland, Dubai gibi tatillere teknik gezi olarak çıkmış.

Bu arada raporda dikkat çekilen bir ayrıntı da kayyım atanan belediyelerin de aşırı bir borçlanma ile iflas noktasına gelmiş olmaları.

Raporlardan dışarı yansıyan anormallikler bunlarla sınırlı değil elbette; gidilmeyen seyahatler için yapılan fahiş ödemeler, kamuya ait mülklerin ihalesiz sorgusuz sualsiz sembolik rakamlarla tanıdık eş dosta ikram edilmesi… Var da var…

Bunların yanında bir de şu hizmet! Var tabii ki;

Medyaya destek için reklam tanıtım ve gazete alımı vb. adlandırmalarla aktarılan paraların da haddi hesabı da esamesi de okunmuyor.

Bitmedi, bu gazete ve tv’lerde sabah akşam sağa sola hakaret ve galiz küfürler edenler seminer konferans adı altında nemalandırılırken, çoluk çocuğu amca dayıoğlu adına da konser, konferans ve Ramazan eğlenceleri organizasyonu adı altında haksız ve usulsüz kazanç sağlamaya devam etmekteler.

SAYIŞTAY RAPORLARI NEYİN GÖSTERGESİ?

Sayıştay raporları ister iktidar isterse muhalefet her kim olursa olsun benzer uygulamaların iktidar erkini ele geçiren her yerde benzer biçimde işlediğini gösteriyor. Nitekim muhalefetin elindeki belediyelerde de aynı durumlar söz konusu.

Raporlar, muhalefetin ben bu yapılan yanlışları “yapmıyorum, yapmayacağım” diyemediği için halkın da kendine yakın hissettiği ve win-win anlayışıyla hareket ettiğinin,

“Sen benim imar yolsuzluğumu, ben de senin yolsuzluğunu görmeyeyim” anlayışının toplumsal bir trend haline geldiğini, aynı şekilde seçimlerdeki kömür makarna karşılığı reyin genel kabul bulduğunun,

1990’lı yıllarda İstanbul Belediyesi’nde yaşanan klor alımındaki 300-500 bin dolarlık usulsüzlüğün toplumda ve medyada infiale sebep olarak iktidarı değiştirdiğini aynı belediyede bu işlerin tarihinin yazılmasına, 100 kmde 5 litre yakıt tüketen Clio için 63 litre. yakıt alınmış olduğu tespit edilmesine rağmen hukuk ve toplumun kuzuların sessizliğine büründüğünün,

Hasılı kelam bu toplumun artık çürüme aşamasını bile aşıp kokuşmaya başladığının göstergesidir.

Böyle bir toplum da artık ne felah bulur ne de iflah olur.

Kimse boş beleş iyimserliklere kapılıp kendisini aldatmasın.

Herkesin kendini aldatma hakkı her zaman baki tabii ki.

Kalın sağlıcakla…

 

 

Bunu da takip et

Varank: TÜBİTAK’tan 1289 kişi ihraç edildi!

Bakan Varank son dakika açıklamasında TÜBİTAK’tan 1289 kişinin ihraç edildiğini açıkladı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı …