ana sayfa / Son Dakika / Yoksa Dejavu mu Yaşıyoruz!..

Yoksa Dejavu mu Yaşıyoruz!..

Bizden Söylemesi

Ertekin EKİN

Türk toplumunda evinde televizyonu olup da Zübük karakterini bilmeyen yoktur. Zira Aziz Nesin’in eserinden sinemaya aktarılan eserde rahmetli Kemal Sunal başarılı bir performans sergilemişti. Neydi bu filmi diğer Kemal Sunal filmlerinden farklı kılan!.. Sunal, filmde Zübükzade rolünde, mesleğinden ihraç edilmiş sözünde durmayan, ahlaksız ve rüşvetçi bir siyasetçiyi canlandırmıştı. Köylüsünün bile –istisnasız- nefretle andığı Zübükzade nasıl olmuştu da kısa bir sürede zengin olup çıkmıştı!..

Bir devlet dairesinde kâtip olarak işe başlayan Zübükzade, yaptığı her devlet işinde rüşvet alır. Kısa sürede servetine servet katar. Rüşvet aldığı anlaşılınca da işinden kovulur. Fakat o azimlidir hemen Destek Partisi’ne girer. Yaptığı yağcılıkla kısa sürede partide ocak başkanlığına yükselir. Ancak bulunduğu her ortama rüşveti bulaştırır. Bu ara muhalefet partisinden Kadir Ağa’nın kızını evlenmek bahanesiyle kandırır. Fakat istemese de nikâh masasına oturmak zorunda kalır. Zamanla -partili olsun ya da olmasın- herkesi birbirine düşürmeyi başarır. Artık olaylar öyle noktaya gelir ki halk onun belediye başkanı olması için adeta yalvarır. Ve onu önce belediye başkanı daha sonra da milletvekili seçip meclise gönderir. Zübük, çevirdiği dümenlere mecliste de devam eder ve iktidar partisinde bakanlık görevine kadar yükselir!..

Evet, nasıl?.. Eski bir film fakat anlatılanlar çok tanıdık öyle değil mi?. Bu millet, 16 yıllık AKP iktidarına, yine büyük bir özveri ve fedakârlık örneği sergileyerek altın tepside iktidarı verdi.  Tıpkı Zübük filmindeki gibi Erdoğan’ın başkan olması için adeta seferber olundu. Ve sonuçta –şaibeli de olsa- başarılı oldular. Her ne kadar bakanlıklar olsa da aslında ülkede A’dan Z’ye her şey Erdoğan’ın kontrolünde girmiş durumda. O demeden bir şey olmuyor o istemeden sarayın bahçesinde kuş bile uçurulmuyor!.. Ekonomi, hukuk, askeriye, dış ve iç siyasette her şeyde o ne derse o oluyor. Rahip Brunson serbest bırakılırken yargı bağımsızlığını nazara veriyor ‘‘Türk Andı’’ ile ilgili yargının verdiği kararı ise tanımayacağını rahatlıkla söyleyebiliyor!..

Ülkede çözüm bekleyen onlarca büyük sorun var. Bu sorunlara kalıcı ve gerçekçi çözüm üretilmiyor. Genellikle sentetik ve popülist gündemlerle halk meşgul ediliyor. Sorunlara çözüm üretiliyor da yoksa biz mi görmüyoruz!.. Hayır hayır yanılmış olamayız. Ekonomik göstergeler felaket!..  Dolar almış başını gidiyor. Yapılan her zam haberiyle vatandaşın kalbi yaralanıyor ve yarınlara ait hayalleri suya düşüyor. Asgari maaşın açlık sınırının altında seyrettiği ülkemizde %26’lık zamla Cumhurbaşkanının maaşı 74 bin lira olabiliyor. İşçiye memura emekliye gelince olmayan para vekiller ve Cumhur olunca –her ne hikmetse- birden çoğalıveriyor!..

Bu ülkede, halkın yüzde sekseni açlık sınırının altında yaşıyor; % 20’lik mutlu bir azınlık ise bal tutmuş parmaklarını yalıyor ve gününü gün ediyor. Gelen zamlar karşısında cebindeki son kuruşu da kalmayan halk, çoktan isyan noktasına gelmiş durumda. Hemen hemen her gün sosyal medyada gelen faturalardan ve zamlardan isyan bayrağını açmış eski yandaşlara rastlamak mümkün. İşçinin, memurun, emeklinin kısaca toplumun her kademesindeki insanların yaşam kalitesi dip yapmış durumda. İnsanlar arasında güven ortamı kalmadı. Halk arasında dolandırıcılık ve sahtecilik vakaları arttıkça arttı.

Özelde kime sorsanız artık özgürlüklerden, ekonomik güzelliklerden bahseden yok.  Ancak, vatandaş, hapishaneye girme korkusundan en haklı olduğu meselelerde bile konuşamaz hale gelmiş durumda. Mutlu olanı görmek mümkün değil. Halkımız keşke bir torba kömüre, pirince, makarnaya, şekere ya da çaya geleceğini satacak akıl yapısından bir defa olsun çıkabilmiş olsaydı!..

Ve keşke halkın refah seviyesi yüksek olsa da cumhur da gözünü doyurana kadar alsaydı!.. Oysa her geçen gün zengin daha zengin ve fakir daha fakir oluyor. Çaresizlik içindeki halk artık olaylara ironik yaklaşıyor, ‘‘Bize vermesinler Suriyelilere versinler!..’’ diyor.

Aradan 38 yıl geçmesine rağmen Zübük filmindeki siyaset ve siyasetçi profilimizde hâlâ değişen bir şey yok. Ve bir değişiklik belirtisi de görünmüyor. Cennet ülkemiz, -maalesef- hava gibi su gibi dürüst siyasetçiye muhtaç bir halde yaşamaya devam ediyor. Demek ki ekser çoğunluğun kendisiyle bir sıkıntısı var. Bu nedenle 38 yıl geçmiş olması bir şey ifade etmiyor. Bir 38 yıl daha geçse yine aynı Zübük/ler var olacak. Anlayacağınız neye layıksak öyle yönetiliyoruz!.. Yoksa Dejavu mu yaşıyoruz ne!..

 

Bunu da takip et

Varank: TÜBİTAK’tan 1289 kişi ihraç edildi!

Bakan Varank son dakika açıklamasında TÜBİTAK’tan 1289 kişinin ihraç edildiğini açıkladı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı …